top of page

Çocukluk Deneyimlerinin Yetişkinlikteki İzleri

  • Letisya Yancı Kumaşoğlu
  • 27 Oca
  • 2 dakikada okunur

Hepimiz geçmişimizden parçaları bugünümüze taşırız. Çocuklukta yaşadıklarımız, yalnızca anılar olarak değil; ilişki kurma biçimlerimizde, duygularımızla baş etme yollarımızda ve kendimize dair inançlarımızda yaşamaya devam eder.

Psikodinamik bakış açısına göre, çocukluk dönemindeki bağlanma deneyimleri, ebeveynlerle kurulan ilişkiler ve çevreden aldığımız açık ya da örtük mesajlar; yetişkinlikte kendimizle ve başkalarıyla nasıl ilişki kurduğumuzu derinden etkiler. Bu deneyimler çoğu zaman bilinçdışı düzeyde çalışır ve fark edilmeden tekrar eden örüntülere dönüşür.


Çocukluk Deneyimlerinin Yetişkinlikteki Yansımaları


Çocuklukta öğrendiğimiz ilişki kalıpları, yetişkinlikte pek çok alanda kendini gösterir:

  • Başkalarıyla yakınlık kurma biçimimizYakınlıktan kaçınma ya da aşırı bağlanma eğilimleri, erken dönem bağlanma deneyimleriyle ilişkili olabilir.

  • Kendi iç sesimizİçimizdeki eleştirel ya da destekleyici ses, çoğu zaman ebeveynlerden içselleştirilen tutumların bir yansımasıdır.

  • Duygularla temasımızBazı duyguları bastırmamız, bazılarını ise yoğun yaşamakta zorlanmamız; çocuklukta bu duygulara nasıl karşılık verildiğiyle bağlantılıdır.

  • Kendilik algımız“Yeterli miyim?”, “Sevilmeye değer miyim?” gibi temel sorular, erken ilişkilerde şekillenir.

  • İlişkilerdeki seçimlerimizBize tanıdık gelen ilişki dinamiklerini, hatta acı verenleri bile tekrar tekrar seçebiliriz.


Aktarım: Geçmişin Bugüne Taşınışı


Çocuklukta ebeveynlerimizle kurduğumuz ilişkiler, yetişkinlikte partnerimize, dostlarımıza ve hatta terapistimize yansıyabilir. Psikodinamik terapide bu duruma aktarım adı verilir.

Aktarım, geçmişte önemli figürlerle yaşadığımız duyguların ve beklentilerin, bugünkü ilişkilerde yeniden canlanmasıdır. Çoğu zaman farkında olmadan, bugünkü kişiye değil; geçmişteki birine verdiğimiz tepkiyi yineleriz.


Aktarımın Günlük Hayattaki İzleri


Aktarımı sadece terapi odasında değil, günlük yaşamda da gözlemlemek mümkündür:

  • Partnerimizin söylediği küçük bir söz, çocuklukta duyduğumuz bir eleştiriyi tetikleyebilir.

  • Bir otorite figürüne verdiğimiz yoğun tepki, geçmişteki ebeveyn deneyimlerinin izlerini taşıyabilir.

  • Yeni bir ilişkide hissedilen “tanıdık” duygular, aslında eski bağlanma örüntülerinin tekrarından kaynaklanabilir.

Bu tekrarlar, rastlantı değildir; anlaşılmayı bekleyen içsel hikâyelerin işaretleridir.


Terapide Aktarımın Dönüştürücü Gücü


Terapide ortaya çıkan aktarım, yalnızca geçmişin bugüne taşınması değildir. Aynı zamanda geçmişte yarım kalmış duyguların, güvenli bir ilişki içinde yeniden yaşanabilmesi için bir fırsattır.

Danışan, terapistle kurduğu ilişkide eski senaryoları tekrar eder. Ancak bu kez fark edilme, adlandırılma ve anlaşılma imkânı vardır. Bu süreçte bilinçdışı dinamikler görünür hale gelir; bastırılmış ya da tamamlanamamış duygular güvenle temas edilebilir hale gelir.

Psikoterapi, geçmişin bugünkü hayatımızdaki izlerini fark etmeyi ve bu görünmez tekrarları anlamlandırmayı sağlar. Böylece hikâyemizi yalnızca “yaşanmış” olarak değil, “anlaşılmış ve dönüştürülmüş” olarak taşımaya başlayabiliriz.

Geçmiş değişmez; fakat onunla kurduğumuz ilişki değişebilir. Ve bu değişim, bugünü daha özgürce yaşamanın kapısını aralar.

 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
TERAPİYE NE ZAMAN BAŞLAMALIYIM?

Hepimiz hayatımızın bir döneminde zorlanırız. Fakat terapi sadece zor zamanlarda başvurulacak bir yer değildir. Bazen kendinizi çok iyi hissetseniz bile, iç dünyanızı daha yakından tanımak için de ter

 
 
Terapi Nedir, Ne Değildir?

Terapi, ruhsal dünyamıza daha yakından bakmak için açılan güvenli bir alandır.Ama çoğu zaman yanlış anlaşıldığı için beklentiler de farklı olabilir. Terapi nedir? Kendini anlamaya alan açmaktır. Duygu

 
 

© 2023 by Uzm. Klinik Psikolog Letisya Yancı 

bottom of page